7 Kasım 2014 Cuma

Keep Calm And Fuck The Bitches


Geçenlerde sohbet ediyorum bir grup arkadaşla, arkadaş dediğime bakmayın en yaşlısı 22 yaşında.
Şahsım 29'una girecek bir bünye olarak, orta yaş modundayım.

Sohbet ediyoruz, daldan dala işte muhabbet. Önce siyaset, sonra dersler, sonra futbol, derken konu anlamsızca dizilere geldi. Benden izleyebilecekleri yabancı dizi önermemi istediler, çok dizi izleyen birisi olarak dünyada en sinir olduğum eylemlerden birisidir dizi önermem, bu da dip not olsun.

Konu yabancı dizilerden, ah ah eskilere gitti. Kara Şimşek izlemesini önerdim, yenilerde pek iş yok, hepsi birbirinin aynısı diye çıkıştım, karşımdaki arkadaş böööle kala kaldı, meğersem kendisi bu diziyi hiç duymamış; sonra gaza geldim saymaya başladım; Hayalet Avcıları, Bizim Ev, Cosby Ailesi, A Takımı, Lassie dedim bana bön bön baktı. Sadece Dallas dizisini "Aaa evet evet hatırlıyorum" diye kırıttı ablam.

Bir an acaba uzaydan mı geldim diye düşündüm, yoksa ben ablama  C++, .net kodlarını mı  anlatıyorum. Şaka yapıyor sandım, üsteledim ama böyle "Ne yani bilemez miyim aa ne bu ya?" diye çemkirince gerçek olduğunu anladım. Cidden anladım ve şok oldum. Sonrasında ise, "Ay ben daha 19 yaşındayım, normal değil mi yaheah". Orda bir yaş kompleksi yaptım ve cahallığını yüzüne vurmadan sordum, peki ya Bizimkiler? Yazlıkçılar, Kaygısızlar...Tık yok.

Hiç birini bilmiyordu, sonra genele yöneldim, sordum, grupta 15 kişi varsa, yarısına yakın bunların hiç biri bu dizileri bilmiyordu.

N'oluyoz lan! Bu nasıl bir yozlaşma!

Bir anda içimdeki lafıgediğinekoyarım canavarı çıktı, ben de 50'lerde,60'larda yaşamadım hatta yukarıdaki diziler çekildiğinde ben doğmamıştım ama her birisini biliyordum.  Buna genel kültür deniliyor biliyor musun? diye çıkışacaktım ama sustum.

Önceden daha bir laf cambazı, daha bir ağzına sıçardım, ama cidden olgunlaştım(!).

Olay bilmek, bilmemek değil de abi bu gençler nereye gidiyor!
Zamanında, ben de ergenken pek ergenken, annem, teyzem, komşu teyze bile ah gençler deyince pek gocunurdum, ne var'dı la! Ama şimdi bakınca, pek anlıyorum. Giderek yozlaşan bir gençlik var.


Siyaseti instagram için yapan,
Eyleme instagram için yapan,
Yabancı müziği ortam yapmak için dinleyen,
Makyajı ortam yapmak, kendini pazarlamak için yapan,
Sporu kız düşürmek için yapan,
ve büyümeyi sırf aileden kaçmak için isteyen...

Bunu her gün daha iyi anlıyorum, 13-17 yaş grubundaki bütün kızlar basketçi sevgili, çekimlere katılıp manken olma derdinde, erkekler ise malum hormonlarının peşinde. Belki de eskiden yeniye değişmeyen tek gerçek, erkeklerin hormonları. Gelişime açık olmayan tek şey.

Gençler ne yazık ki okumaktan bi'haber, ama nerede bir marka, nerede bir ortam hepsi a-ki-yooo!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Geleceğe dair hayallerini sorduğumda listenin ilk  3'ü:

- Pahalı bir araba
- Ortama müsait bir iş
- Zengin bir koca / güzel bir karı

Ötesi yok.

Gören de her birinin anasını Louis Vuitton çanta alırken doğurmuş sanacak. Alayı marka derdinde, zenginlik ve kısa yoldan köşeyi dönme derdinde.

Şimd sorabilirsiniz, ne alaka dizilerden nereye geldin diye, neticede nere kültür nere hayat!


Bilmiyorum, çok fena dalasım var yeni nesile. Özellikle 98-2000 tayfasını böyle fena halde sallayıp kendine gel diyesim var da la havle.

Dipnot: Bu aralar pek fuck fuck fuck bitches.

Parklarda Hayvanları Gezdirmek Yasak AMA Sevişmek Serbest!


İnsanoğlunun hayvanlardan korkmasını anlıyorum da, hayvanlardan nefret etmesini anlayamıyorum!

İnsan dediğimiz şey aklı baliğ olan, yaratılmış en yüce varlıkken, insancık da ego ve arzulara yenilen en aciz varlıktır. Kendinden ötesini düşünmeyen, kendinden ezik gördüğünde daha da ezmeye çalışan kişidir insancık!

Hayvanlardan korkan insanları gerçekten anlıyorum, - ya da insan-amcıkları- ama hayvanlara karşı nefret besleyen, onların varlığını reddedenden ya da onların yaşam alanını daraltandan bir bok anlamıyorum.

Tabi artık ötesini hiiiiç düşünmek, dillendirmek istemiyorum! O zaman dinimi reddedebilirim!

Yaşadığım semt, mahalle, İstanbul'un en güzide mahallelerinden birisi. Betonlaşmaya karşı olan, Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir semt. Belediye olarak da oldukça kaliteli işlere imza atan bir belediye, şanslıyız bu konuda. Ya da şanslıydık. Ne yazık ki son zamanlarda anlamsızca uyarı levhalarıyla dolup taştı sokaklar, minnacık parklar.

Sokaklardakini anlıyorum, anlayış gösterebilirim, nerde çokluk  orda bokluk da, parktakileri anlamam. Anlayamam. Bokluğu yapan kişi insanken, hayvandan hırs çıkarmayı hiç anlayamam.

Geçenlerde işe giderken, sabahın 7.30'undan bahsediyorum, apartmanlar arasındaki göt kadar park-çığa belediye görevlilerinin uyarı levhası astığını gördüm. Hayırdır inşallah diyerek, bekledim. levhayı okumak için. Levhada beynime kan sıçratan bir uyarı yazıyordu:

"BU PARK ALANINDA HAYVAN GEZDİRMEK, HAYVANLARIN ÇİMLERDE KOŞTURMAK, HAYVANLAR İLE BU PARKA GİRMEK YASAKTIR."
  
Ağzımı bile açmadan söylene söylene, sesimi duysunlar diye yüksek sesle, yürüdüm geçtim gittim, fotoğrafını çekip twitterdan ilgili belediyeye twit attım, bittabi sikleyen olmadı.

Gün içinde kendime yediremedim, ne demek gezdirmek yasaktır, ula park sadece insan için midir, bunun kanunda bir yasası, tüzükte bir maddesi mi var diye araştırdım. Böyle bir halt da yokmuş. Öğrendim. 

Önce belediyenin sonra büyükşehirin beyaz masasına başvurdum, alaycı ses tonları hariç, bir halt duyamadım. Hatta bir belediye çalışanı (!), yukardan inme bir görevli bana böyle basit şeylerle zamanımı harcamamamı, mantıklı şeyler için onları aramamı, rahatsız etmememi tembihledi.  
Bununla alakalı mail attım, tivit attım, yazdım, çizdim sonuç sıfır.
Madem öyle, bu levha inmeyecek, ben de siklemeyeceğim dedim ve beni  ziyarete gelen oğlumu, köpüşümü orada gezdirdim, sokak köpeklerini oraya götürdüm, mahallenin hayvanseverlerini,  köpek sahiplerini örgütledim oraya götürdüm.

Birkaç kez belediye çalışanlarıyla, temizlik görevlileriyle takıştım hatta, ama umrumda da değil, gözlerine baka baka oğluşumla gezdim. Oh!

Derken, pazartesi günü işe giderken, yine aynı saatte, sabahın en kör saatinde 7.30'da, bir çiftin parkta oturduğunu gördüm. Önce oturduklarını fark ettim, derken, oturmadıklarını başka haltlar yaptığını fark ettim. 

Yazacaklarımı kimse üzerine alınmasın, kesinlikle genelleme yapmam, bilen bilir.
Orosbu çocuğunun biri banka oturmuş böyle yayılarak tek eli şeyinde, başı kapalı oldukça mutaassıp ablamız yapışmış çocuğun dudaklarını öptükçe öpüyor. Önce ne yapıyor be bunlar dedim, sonra şok oldum. Şok olma sebebim, sekse karşı, aşka sevgiye aykırı - ki bu aşk değildir -, sevişmeye karşı olduğum ya da şekilci olduğum için değil; sadece mahalle arasında, insanların çamaşır astıkları balkonlara karşı böyle bu saatte götlük yapmalarıydı.

Parkın bir ucunda yapılan online sekse baktım, bir de diğer uçta minik bir ağacın altında uyuyan sokak köpeği, mahallemizde yıllardır yaşayan Arap'a baktım. Sonra da, parkın ortasındaki direkte asıl duran levhaya baktım.

"BU PARK ALANINDA HAYVAN GEZDİRMEK, HAYVANLARIN ÇİMLERDE KOŞTURMAK, HAYVANLAR İLE BU PARKA GİRMEK YASAKTIR."

O levha götünüze girsin dedim ve daha yüksek sesle, bağıra çağıra yürüdüm. 
Karşıdan sallana sallana bir temizlikçi görevlisi geliyordu, gittim, sakin sakin ;

- O parka astığınız levha, hayvanlar için ya, peki parkta sevişmek serbest mi? Buna dair neden bir levha asmıyorsunuz? Polisi çağıracağım şimdi ve buna göz yuman seni  şikayet edeceğim dedim.

Adam, sevişmek kelimesiyle ne kadar sırıttıysa, polis lafını duyunca, n'oluyor bacım bakışı attı.

Burnumdan soluyarak 155'i aradım ama 155 de pek aldırmadı. Beni azarlayan başka bir memurla da orada tanıştım, merhaba insaniyet!


Salı günü aynı saatte aynı yerden geçerken, levhanın üzerinde graffiti sanatının icra edildiğini gördüm. Öyle mutlu, öyle mutlu oldum ki, hastaneye gittiğimi bile umursamadım.
İnsanlık ölmemiş mi?

Anarşik hareketlere olan yakınlığımdan mı yoksa içime soğuk  serpilmesinden midir bilmem ama pek mutluyum. Halka açık alanlarda sevişmeye izin veren, dini siyasete alet eden, başörtüsü altında her boku yiyen zihniyete karşı, gördükleri her yere graffiti yapan zihniyetin alnından öperim.

6 Kasım 2014 Perşembe

Why So Serious!

Ne zamandır yazmıyorum lagaluga'larıyla kafa şişirmeyeceğim.

Eskiden yoğunluğa rağmen yazardım, bazen de harbi nefes alamaz, eve bile uğrayamaz,yazmak istesem de yazamazdım. Ama artık yazmak istemiyorum. Yazacak pek de bir halt yok hayatımda sanırım. Git gel iş hayatı, zar zor İstanbul şartları, koşuşturma içinde devam eden, ama level atlamayan ilişki durumu.

He, bazı meraklı üstünevazifeolmayanlar anlamsızca ilişkimi soruyor, söyleyeyim de içiniz soğusun, medeni durumu aynı: nişanlı. Düğüne daha çok var, 484796 fırın ekmek ve bir milyar dolardan sonra şanıma yakışan bir düğünle, değil tercihim nikah, evleneceğim işte. Taam mı hacılar, raadladınız mı?

Dip not: raad yazmamın sebebi, Türkçe'yi bilmemem ya da dahası değil, raad olmam.

İnsan işte, illa ki kasacak, saldıracak, olmadık şeylere atlayacak. Abi dünyada zilyon tane sıkıntı var, gelip bana mı bulaşıyorsunuz? Hı, oldu bulaşın.

Ne diyordum? İşte hayatım, pek öyle merak edilesi devam etmiyor. Hala beni düşünen, seven cancinlar olduğu için, rahatlıkla söyleyebilirim, herşey yolunda. İş güç mal mülk karı kız herşey tamam.

Sorunlarım var işte, herkeste olduğu gibi. Bendekiler sağlıkla alakalı da olsa, yuvarlanıyoruz işte.
Başka...Düşünürsek...

Hala pek atarlı, çok giderliyim.

Ne diyordum? Bundan gayri yazar mıyım yazmaz mıyım bilmem. Zaten hali hazırda elimde bir kitap var, çevirisini yaptığım, o kitaba odaklansam az diyorum da bazı bazı ona da hevesim yok hacı. İlkini bir hevesle çevirdim, şimdi hevesim de kalmadı hiç birşeye.

Gerginim belki de.

Ay şimdi burdan da hala evlenemedin de ondandır bu gerginlik diye yorumlar gelirse şaşırmam!
- da dedim fark ettiyseniz, anlamsızca ben hariç herkesin üzerine vazife oldu benim geleceğim, hayatım. Zaten hep öyle olmamış mıdır pek sevgili Üsturupsuzlar.

Ne zaman ailemin yanına gitsem, sordukları ilk soru ee düğün ne zaman? Ananın öldüğü zaman diyesim geliyor da olmuyor. Aldırmıyorum artık da benden gayri herkesin aldırmasına dayanamıyorum. Anasını satttığımın dünyası, gocunacak derdi sen neden bana veriyorsun Ya Rabbim? Milletin gocunacak yarası, ağlayacak derdi sıkıntısı yok heralde, millete sarıyor.

Of neyse, ben gidip bir kahve yapayım kendime.

Sonra yazarım diyorum ama bilmiyorum.
Sizin de pek umrunuzda olur mu, onu da bilmiyorum.

Thanks for your great support; 9GAG

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Girne Amerikan Üniversitesi, "Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku" sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.

Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve "Üç Kıta Tek Üniversite" sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.


Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.

Eğitimde 30 Yıl...

Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.

GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.


GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.

GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!

Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.


Uluslararası Denklik ve Tanınma

Girne Amerikan Üniversitesi sağladığı eğitimin kalitesini sürekli olarak geliştirmek için akreditasyonlarını ve üyeliklerini yenilemektedir. GAÜ yerel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordınasyon Kurulu YÖDAK ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmaktadır. Ayrıca dünyanın bir çok saygın denklik kurullarından akredite olan GAÜ’nün bir çok uluslararası üyeliği de bulunmaktadır.


Girne Amerikan Üniversitesi Eduniversal’ın En İyi Üniversiteler sıralamasında yer almaktadır. Avrupa Birliği Yükseköğretim Sistemi içerisinde üniversite eğitimini denetleyen uluslararası eğitim kuruluşu Eduniversal, 153 ülkeden 12 bin yükseklisans programının incelenmesi ve 100 bin öğrenci ile yaptığı “En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren Üniversiteler” araştırmasının sonuç raporuna göre GAÜ "En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren İlk 100 Üniversite" arasında gösterilmektedir.

GAÜ, YÖK onaylı programlarıyla geleceğin pilotlarını yetiştiriyor


4 yıllık Pilotaj eğitimi alan öğrenciler, GAÜ İstanbul Yerleşkesi Uluslararası Havacılık Akademisi’nde similatör ve uçuş derslerini tamamlayarak Pilot olma hakkını kazanıyorlar. GAÜ’nün, uluslararası standartlarda verdiği eğitimle yetiştirdiği öğrenciler, önümüzdeki 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan havacılık sektöründe kolaylıkla iş bulabilecekler.

Kıbrıs, dünyanın en güzel adalarından biri!

Kıbrıs Dünya’nın en güzel adalarındandır ve iklimi sayesinde bir tatil ülkesinde eğitim alma şansınız var, üniversite kampüsü plajlara çok yakın mesafede bulunmakta ve kampüse çok renkli bir yaşam hakim. GAÜ, adanın en turistik sahil kenti olan Girne’de kendisine özel plaj ve uygulamalı 5 yıldızlı oteli ile öğrencilerine eşi benzeri olmayan bir eğitim fırsatı sunmaktadır.

Peki kampüste hayat mı nasıl? Tanıtım filmleri için youtube.com/girneamerican ve vimeo.com/girneamerican
Bir boomads advertorial içeriğidir.